İçeriğe geç

Mektuplar ya da Tehlikeli İlişkiler

Aşk mektubu aldınız mı hiç? Elektronik ortamda gönderilenlerden bahsetmiyorum. Kağıda yazılmış olanlardan, sevdiğinizin el yazısıyla. Ben o şanslı kuşaktan değilim. Nasıl naif nasıl romantik olduğunu eskilerden dinlediğim kadarıyla biliyorum. Laclos’un “Tehlikeli İlişkiler” romanı da bizi sevgililerin birbirlerine aşk mektupları yazdığı bir döneme, 18 yy. Fransa’sına götürüyor. Mektuplardan oluşan bu roman ahlakın, sevginin, cinselliğinin sınırlarını zorluyor.

 

Batıda 17.yy sonlarına doğru gelişen ve kendini kabul ettiren bu türde, birden fazla kişinin kendi duyguları ve düşünceleriyle, bakış açılarıyla yazılmış mektuplar var. Okur, bu çok seslilikten yararlanır, keyfini çıkarır; Tehlikeli İlişkiler’in efsanevi kahramanlarını kendi elleriyle yazdıkları mektuplardan tanır.

Observer gazetesinin belirlediği “tüm zamanların en iyi 100 romanı” arasında 8. sırada yer alan ve 1782 yılında yayınlanan “Tehlikeli İlişkiler”, Milan Kundera’nın “Yavaşlık” adlı romanında “bütün çağların en büyük romanı” olarak anılır. Kundera, roman hakkında şunları söyler: “Romanın kahramanları hazzı yakalamaktan başka bir şeyle ilgilenmezler. Bununla birlikte, onları hazdan çok, hazzı elde etmenin kışkırttığını yavaş yavaş anlar okur. Onları yönlendiren şeyin haz arzusu değil, zafer tutkusu olduğunu. Başlangıçta neşeli bir müstehcen oyun gibi görünen şeyin, fark edilmeden ve kaçınılmaz olarak bir ölüm kalım savaşına dönüştüğünü. Ama savaşın hazcılık ile arasında bir ortak yan var mı? Epikuros şöyle yazar: “Aklı başında insan savaşla ilgili hiçbir şey yapmaya kalkışmaz.”

Tehlikeli İlişkiler, sadece bir aşk ve tutku hikayesi değildir. Mektuplar aynı zamanda yazarın içinde yaşadığı döneme dair gözlemlerini dile getirir. Heiner Müller’in sahneye uyarladığı “Quartett”te belirttiği gibi; “Tehlikeli İlişkiler”, aydınlanma çağının referanslarıyla dolu bir kadehtir ve de romana hâkim pırıltılı yüzeyin altında gözlemlenen, yok olmaya mahkûm insanların, bir kesimin çöküşlerini boşluk içinde bekleyiş süreçleridir.

Samih Tiryakioğlu ise “Tehlikeli İlişkiler” romanının çevirisi için kaleme aldığı önsözde romanla ilgili şöyle bir değerlendirme yapmıştır: “Birbirini izleyen mektuplar tarzında yazılmış olan romanda, sistemi bakımından karamsar olan Laclos, kötülüğü ne övüyor, ne yeriyor. Sadece onun varlığını, iyiliğe göre daha çabuk yerleşip kökleştiğini belirtiyor. Peki, kötülüğün kazandığı –deyim yerindeyse- bu başarı neden ileri gelmektedir? Kötülüğün korkunç, büyüleyici bir gücü vardır da ondan. Böylesi bir kudret karşısında insan ruhu kendini savunmaktan acizdir.”

Laclos’un Bu dünyada ben öldükten sonra bile yankılanacak bir yapıt yaratmak istedimdediği romanı defalarca kez tiyatroya, sinemaya, televizyona, operaya ve baleye uyarlanmıştır.

Meraklısına…

Eserlerinden yapılan uyarlamalar:

Tiyatro 

Alman oyun yazarı Heiner Müller tarafından Quartet adıyla tiyatroya uyarlanmıştır.

Christopfer Hampton tarafından önce London’s West End’de sahnelenmiş oradan Broadway’e uyarlanmıştır.

2012 yılında Hampton’ın uyarlaması Sydney Theatre Company tarafından sahneye konmuştur.

2010/2011 sezonundan itibaren İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahnelenmiştir. Aziz Çalışlar’ın çevirisi ile Hampton’un sahne uyarlaması üzerinden sahnelenen oyunu Aleksandar Popovski yönetmiştir. Oyunda Tomris İncer, Şebnem Köstem, Esra Ronabar, Levent Üzümcü, Selin İşcan, Cemal Ahhan Şener, Ece Özdikici, İrem Arslan Aydın rol almışlardır. Oyun 2011 yılında “Yılın En Başarılı Prodüksiyonu” ve “Yılın En Başarılı Yönetmeni” (Aleksandar Popovski) dallarında Afife Jale Ödüllerine değer bulunmuştur.

Sinema 

İlk kez 1959 yılında yönetmen Roger Vadim tarafından sinemaya uyarlanmıştır.

Stephen Fears’ın yönettiği, 1988 yapımı olan Glenn Close, John Malkovich, Michelle Pfeiffer, Keanu Reeeves ve Uma Thurman tarafından baş rollerinin paylaşıldığı Tehlikeli İlişkiler filmi, 7 dalda Oscar’a aday olmuş ve bunlardan “ En İyi Uyarlama Senaryo”, “En İyi Sanat Yönetimi” , “En İyi Kostüm” dallarında Oscar’a layık görülmüştür.

Opera

1994 yılında Amerikalı besteci Conrad Susa tarafından San Francisco Opera’sında iki perde, sekiz sahnelik opera eseri olarak sahnelenmiştir. Eserin librettosu Philip Littell tarafından yazılmıştır. Opera uyarlaması televizyonda da gösterilmiştir.

1996 yılında Belçikalı besteci Piet Swert tarafından da operaya uyarlanmıştır. Dünya prömiyeri Gent’te 17.12.1996 tarihinde sahnelenmiştir.

Tarih:RomanSinemaTiyatro

3 Yorum

  1. ali özcan ali özcan

    Bazı şeyleri yaşayamayan bir kuşak olarak kendimizi çok şanssız olarak görüyorum ama gelecek kuşaklara bakınca içimden şükretmek geliyor en azından çocukluğumuzu yaşamışız diyorum .

  2. Kadriye Kadriye

    Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bu tip kötü düşünceli insanları anlamamızı sağlıyor. Neşe kitabı çok iyi anlatmışsın.

    • Neşe Özdemir Neşe Özdemir

      Teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir